Eylül, 2006 için Arşiv

1999 dan bu yana gelişmeler

Eylül 4, 2006

17 agustos 1999′da buyuk dogal felaket yasandi Turkiye ozellikle ıstanbul 17 agustos depreminden gerekli dersleri cikardimi?

1999 dan önce uyarı ve ikazlarda bulunan onlarca bilim adamı, sonrasında binlercesinin tehdit unsuru üzerinde, zarar azaltma, hazırlık, müdahale,iyileştirme anlamında yaptığı araştırmalar, konuşmalar, sonrasında felaket tellallığı suçlamaları, şimdilerde tabiri caiz ise bir avuç insanın çabaları, giderek unutuluyor, unutuyoruz, Korkuyoruz, Tevekkülle bekliyoruz. Ekmek telaşındaki halk, kıpırdamayan bir sivil yönetici kadrosu, bilimsellikten uzaklaşan maceralar peşinde koşan bir toplum, Sadece İstanbulu değil Türkiye’yi sarsacak, belkide bizi esaret altına sokacak bir olası felakete karşı gündemden düşen bu tehdidin bir türlü kamuoyunun gündeminde tutulamaması,  Celal Şengör’ün 99 sayfada İstanbul depremi kitabında ifade edildiği gibi depremi bekleyen şehir İstanbul… afetleri bekleyenler, ne yazık ki kriz kültüründen risk kültürüne geçememiş bir toplum… Hala Müdahale ye odaklanıyoruz… 1999 sonrası bazılarımız, bazı kurumlarımız, asker, sivil, bürokrat, ticaret ve sanayi şirketlerimiz harekete geçti, olumlu yönde değişiklikler yaptılar, Ama yeterlimiydi, hayır, Hoş dünyanın diğer yerlerinde bu durum farklımı, hayir.. 1999 dan başlarsak kabaca 7 yıllık süreçteki her şeyin benzeri diğer ülkelerdede yaşanabiliyor… Bir çok neden-sonuş ilişkisi söylenebilir… Ama birey-aile-apartman-sokak-mahalle-ilçe-il-ülke ölçeğinde hiçbirimiz gerekli dersleri çıkarmadık. Dündar Şahin in dediği gibi Afetler ne kamu yönetimi, ne sivil kurumlar, nede halkın gunluk yaşamına yansıyamamıştır…

17 agustos depremi halkin, yoneticilerin deprem olgusuna yaklasimini nasil degistirdi?

Hem halk, hem yöneticilerin hassasiyeti arttı, korkuları arttı, bilinç seviyesi arttırıldı, Sağlam zemin, sağlam bina, Zayıf zemin, zayıf bina, kavramları genel olarak hemen herkesçe bilinir hale geldi, depremden sakınamıyacağımız ama olası can, mal, iş gücü kayıplarını azaltabileceğimizi kabul etmeye başladık. Modern afet yönetiminin gereklerini yerine getirmeye çabalıyoruz. Ama modern yaklaşımla geleneksel yaklaşım arasında bazen sıkışıyoruz… Zarar gorebilirliğimizi azaltma çalışmaları ne yazıktır yüzeysel kalmaktadır.  Bizdede olduğu gibi,  dünyada da, 5 ila 10 sene içinde artan hassasiyetler giderek azalabiliyor… Hala hassasiyetini kaybetmemiş aktif çalışmaya devam eden kişilerin olduğuda bir gerçek…

Devletin 17 agustos tan sonra depreme karsi aldigi onlemleri yeterli buluyormusunuz?

Devletin, zarar görebilirliği azaltıcı, önleyici, iyileştirici anlamda yatırımları yetersiz, projeler yetersizdir. Hatta gecikmeler ve proje uretilememesi nedeniyle dünya bankası, avrupa birliği hibe fonlarının kullanılamadan geri iadesi bile söz konusu olabiliyor. Sorun önlemler anlamında belki kapsam, içerik değil,  galiba asıl sorun bunların nasıl her zaman gündemde tutulacağı, nasıl sürdürülebilirliğin sağlanacağıdır…  Öte yandan dünyanın hiçbir yerinde her tür tedbirini, önlemini alabilmiş bir ülkede yoktur… Ne zaman afetin olacağı riskin gerçekleşeceği bilinmediğine göre, önlemleri hazırlayıp, uygulanabilir halde hazır tutmalısınız, eğer risk gerçekleşmeden önce olası riskleri azaltıcı tedbirleri alamadıysanız, risk gerçekleştiğinde siz önlemlerinizi uygulamaya sokamıyorsanız çabanız hiçbir işe yaramıyor…

Depremle yasamaya alismaliyiz sozu cok sik tekrarlanan bir slogan haline geldi depremle yasamaya alismaliyiz sozu tam ve dogru olarak nasil yorumlanmalidir..

Bu söz; Deprem zararlarını azaltacak önlemleri şimdiden alıp, eğitim, planlama dahil her tür hazırlığı yapıp, meydana geldiğindede hiç gecikmeden can, mal, işgücü kayıplarını azaltmak için müdahale önlemlerini uygulamak, risk gerçekleştikten sonrada bu riskin gerçekleşmesinden öncesine mümkün mertebe dönebilmek demektir. Ama açıkça bu ifade içinde barındırdığı kabullenme söylemi nedeniyle pek tasvip edilmemelidir. Deprem bir tehlike olarak birey olarak fert olarak önlenebilecek, yok edebilecek bir şey değil deprem gibi afetleri kabul ederek ama olası can, mal, işgücü kayıplarını azaltmak içinde şimdiden her tür önlemi alabileceğimiz de bilimsel bir gerçek olarak ortadır.

Turkiye de depremle iliskin yasal mevzuat deprem zararlarini en aza indirgemek icin yeterlimidir, yasal mevzuat icinde yer almasi gereken tedbirler nelerdir

Genel olarak yasal mevzuatımız kriz yönetimi anlamında bir problem içermemekle birlikte risk yönetimi anlamında yeterli derinlik ve içerikten yoksundur. Zarar azaltma, hazırlık, müdahale, iyileştirme safhalarında yaklaşımları ihtiva eden, risk yönetimine odaklanan, risk gerçekleştiğinde harcayacağın 5 birim yerine hemen şimdi 1 birim harcamana imkan sağlayacak şekilde kapsamlı bir afet yasasının çıkartılması ve buna görede bu yasanın etkilediği, bundan etkilenen diğer yasa, yönetmelik, tüzük ve yönergelerdeki değişikleri hemen yapılmasıdır… Ulusal Afet Dergisinde( www.ulusalafetdergisi.org)  yayınlanan Sayın Derin Ural’ın Afet mevzuatı:Türkiye Deneyimleri makalesinde belirtildiği gibi 553, 1509, 1824 yıllarında istanbulda meydana gelen depremlerde yüksek  kayıplar yaşanmıştır. Görülmektedirki hep büyük kayıpların yaşandığı afetler sonrası mevzuat gelişimi olmaktadır. Mevzuat şimdiden olası riskleri azaltmak için gelişmez ise başarı hayaldir. Mevzuat ve afetlerle ilgili toplumsal yapının hazır olmasıyla yönetim sisteminin başarısı mümkün olabilir.

Belediyeler kendi sorumluluk alanlarinda depreme karsi onleyici tedbirler  aldilarmi? Depreme iliskin calismaları neler neler? 

İstanbulda Büyükşehir, Kadıköy, Şişli, Zeytinburnu, Bakırköy gibi belediyelerde 1999 dan bu yana takdir edilen çalışmalar yapılmıştır. Kadıköy Belediyesinin http://yeni.kadikoy.bel.tr/altsayfa.jsp?pid=204 internet sitesinde afetle ilgili çalışmaları bulabilirsiniz.

Belediye Kriz Yonetim Merkezi  ne yapar, nasil gorev yapmalidir. (insan kaynaklari ekipman teknolojik altyapi yeterliligi konusunda)

Kriz Merkezi; bence kavram olarak değişmelidir, yasada yer alan bu kavram yerini afet yönetim merkezi kavramına bırakmalıdır. Yasal mevzuat daha bir iki sene önceki yeni belediye yasasinda afet yönetimi, afet ve acil durum planlaması anlamında yeni oluşmuştur. Yönetim ve yürütme erklerinin gücü elden birakmama kaygısı nedeniyle bizdeki yönetim, müdahale sistemi çok başlı bir yapı arzetmektedir. Uygulamada bu çok başlılık nedeniyle sorumluluk alanında sürtüşmelerde çok sık yaşanmaktadır. Kriz Merkezi mevzuatları ve yapılanması içinde her konuda her hizmet grubunda belediyelere yer verilmektedir. Büyükşehirlerin afet merkezleri, valiliğin afet yönetim merkezi, ilçe belediyelerin afet yönetim merkezleri, kaymakamların farklı bir yapılanmasi söz konusu olunca bir israf oluşabilmektedir. Genelde, ilçelerde kaymakamlık altinda fiziki bir yapılanmada zorluklar yaşanabilmektedir.Belediyeler bu fiziki yapıyı hazırlayıp sunmaktadırlar. Bir kriz merkezi, bizim mevzuat yapılanmamızda afet öncesi sadece kaynak tespiti envanter çalışması yapıp, krizdede valilik, kaymakamlık, il ve ilçe hizmet grupları yapılanması içinde krizi yönetmeye çalışır. İnsan kaynağı, ekipman, teknolojik alt yapı, eğitim olarak yetersiz olan Kriz Yönetim Merkezleri  afet öncesi sırası ve sonrası, bütünleşik afet yönetim sistemi anlayışıyla yapılandırılmalıdır…      

Halk ile Belediyelerin Kriz Merkezi arasindaki iletisim nasil, nasil olmali?

İletişim şu anda hemen her yerdeki kriz merkezi yapılanmalarında kopuktur. Halkında bu sistem içinde zarar azaltma, hazırlık, müdahale, iyileştirme safhalarında rol ve sorumluluk alması gerekir…

Bir cok kurum ve kurulusun arama kurtarma organizasyonlari bulunuyor.  Bu organizasyonlar arasinda herhangi bir deprem aninda koordinasyon kurulmasi konusunda bir calisma varmi, Nasil olmali? 

Koordinasyon ve organizasyon çalışmaları yok, 2003’de bu anlamda Kadıköy’de Ataşehirde bulunan afetle ilgili STK larla bir araya yaklaşık 3-4 ay boyunca haftada bir kere düzenli biraraya gelinmiş, birlikte planlama, hazırlık, eğitim, koordinasyon, organizasyon toplantıları yapılmıştır. Tüzük, yönergenin tartışılması sırasında STK’ların birlikte çalışma zorlukları yaşandığı görülmüştür. Arama Kurtarma konusundaki STK’ların biraraya gelip,  7-8 farklı ildeki Arama Kurtarma Derneklerinden oluşan Arama Kurtarma Federasyonu benzeri bir örgütlenme içinde, Sivil Savunma ile birlikte bir yapılanma içine girmeye çabalaması, müdahale anlamında rol ve sorumlulukları paylaşmaları çok faydalı olacaktır. Bu yapılanmada  sivil, asker, resmi sistemler birlikte arama kurtarma konusunda yasal sorumluluğu olan sivil savunma altında afetlere müdahale için örgütlenmelidirler…